Mehmet Zeki ERGİN

Mehmet Zeki ERGİN

Selamet için korunun etrafında dolanmamak gerek

Hz. Resulullah (s.a.v) Hayber’in fethine giderken yanında bulunan ashabına; “Siz Hayber’i fethedeceksiniz, oradan büyük ganimetlerle döneceksiniz; ama bu sizin için hayırlı olmayacak” diye buyuruyor.

Müslümanlar Hayber’den büyük zafer ve ganimetlerle döndüler. Ama gerçekten de bu kendileri için hayırlı olmadı. Zira ashabın hanımları, daha önce her türlü fedakârlıkta bulunan, zorluk ve sıkıntıları baş göz üstüne karşılayan o fedakâr hanım sahabeler kocalarından dünyalık istemeye, ziynet eşyalarının peşine düşmeye başladılar. Hatta Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selamın hanımları bile dünyalık süs ve ziynetler istemeye başladılar. Ve akabinde bildiğimiz o Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selamın hanımları ile yaşadığı sorun baş gösterdi. Öyle ki Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selamın hanımları Allah (cc) tarafından uyarıldılar. Eğer dünya süsü ve ziynetlerini istiyorlarsa istedikleri verilip güzellikle salınacakları ile tehdit edildiler. Ama annelerimiz kendilerinden beklenen olgunluğu gösterip Allah (cc)’ı ve Resulünü tercih ettiklerini söylediler.

Dünyanın insana yöneldiği, refah seviyesinin arttığı dönemlerde normalde insanın şükrünün artması, dinini daha güzel yaşaması lazım. Akıl ve mantık böyle söylüyor. Zira bu dönemlerde dinin gerekliliklerini yerine getirmek daha bir kolaylaşıyor. Ama maalesef pratiğe yansıyanlar bunun tersi oluyor.

Yine aynı şekilde refah düzeyi yüksek ailelerin daha çok çocuk sahibi olmalarını akıl ve mantık söylüyor, ama dediğimiz gibi pratik bunun aksini gösteriyor. Herhalde bu mantık çıkarmasından olsa gerek Başbakan da şu ana kadar üç olarak telaffuz ettiği çocuk sayısını beşe çıkardı. Niye? Çünkü artık beş çocuğa bakmak daha kolay… Ama dediğimiz gibi pratik tam aksini gösteriyor. Fakir aileler ve toplumların düzinelerce çocukları varken, zengin ve müreffeh aile ve toplumların çocuklarının sayısı üçü bile zor buluyor. Her halde bu insanın anlaşılmayan ve belki de hiç anlaşılamayacak kompleks yapısından olsa gerek…

Gerçekten de ganimetler toplumların üzerine akıp refah düzeyi yükseldiğinde bu, insanlar için hayırlı olmuyor. Hz. Resulullah, Hayber’de bunu haber verirken bir hakikati belirtiyordu. Ama bununla beraber gelecek olan bir tehlikeyi ve dolayısıyla tedbir alınması gerektiğini de ifade ediyordu.

İslam’ı yaşamanın çok sıkıntılı olduğu, İslam’a sahip çıkanların birçok tehlikeyi göze almak zorunda olduğu, örtünen bir bayanın kocasının veya genç kızın baba ve kardeşlerinin tehlike ile karşı karşıya olduğu dönemlerdeki örtünmeye, İslam’ın emirlerinin yaşanmasına bakın, bir de şimdi bu tehlikelerin söz konusu olmadığı, nispeten de olsa bir rahatlığın ve özgür ortamın oluştuğu şu zamandaki örtünmeye bakın. O sıkıntılı ve yokluk dönemlerinde bayan bir doktor için ne zahmetler ve külfetler göze alındığına bakın, bir de Müslümanların madden bir refaha kavuştuğu, bol bayan doktorların olduğu, doktor tercih hakkının verildiği şu zamandaki hassasiyete bakın. Herhalde Hz. Resulullah aleyhi’s-salatu ve’s-selam’ın; “Bol ganimet alacaksınız ama bu sizin için hayırlı olmayacak” sözüyle ne demek istediğini çok daha iyi anlayacağız.

Cevaplamamız isteği ile gelen fıkıh soruları böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacını doğurdu. Soruların hepsi de şeriatın sınır boylarına demir atmış ve bu sınırı habire zorlayan bir anlayışın elçileri olduklarını her halleri ile ifade ediyorlar. Ticaretle ile ilgili soruların hemen hepsi sahiplerinin faiz illetinin sınırına dayandığını, bu illete ha düştü ha düşecek hakikatini belletiyor. Oysa bu illet öyle bir cürümdür ki, Kur’an onu Allah (cc) ve Resulüne savaş açmakla eşdeğerde tutuyor. Böyle bir cürümün gölgesine bile yaklaşılır mı? En ufak bir kokusunun dahi geldiği alanlara yaklaşılır mı? O yokluk dönemlerinde bile şüpheli ticaretlere bile yaklaşılmazken bu genişlik döneminde bu cürümün etrafında dolanmak doğru mu?

Peki ya İslam’ın sancağı olan tesettür anlayışında meydana gelen aşınma… Evet, belki yaptıklarının fetvasını zayıf bile olsa bir yerlerde bulabilirler. İyi de, Müslüman’ın hayatında olmazsa olmaz olan takva nerede kalacak. Bir Müslüman manevi makamların ardına hiç düşmeyecek mi?

Şeriat makamını aşıp takva makamlarına yol aldığımızı görmek umuduyla Allah (cc)’a emanet olunuz.

Doğruhaber Gazetesi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar