Siyaset, Sahibine Göre Kişner

Siyaset: kurtlar sofrası” ve “Siyaset çirkefe mahkûm mudur?” yazılarımızdan sonra “Peki, siyaset ilelebet bu çirkefin içinde debelenmeye mahkûm mu kalacak?” diye sormuş ve ona da başka bir yazıda değinme sözü vermiştik. Araya Çözüm Süreci, Suriye meseleleri girdi. Kısmet bugüne kaldı.


Öncelikle siyaset dendiği zaman akla neyin geldiğini görmek gerekir. İnsan zihninin kavramları algılarken sade ve öz olarak değil de üzerine giydirilenler veya bulaştırılanlar ile beraber algıladığı bir gerçektir. Aynı zamanda algının görünürdeki “şey” hakkında ön yargı, eksik kısımları tamamlama kabiliyeti ve endişelerle de şekillendiğini biliyoruz.


Bu algılar bütününe baktığımızda, toplum içerisinde siyaset denen şeyin oldukça kirli bir görüntüsü var. Daha önce bizim de değindiğimiz gibi, fırıldak gibi dönen siyasetçiler, menfaate dayalı ilişkiler ve karşıdakine haklı/haksız amansız saldırışlar; “Euzubillahi mineşşeytani vessiyaseti” hakikatini ispatlar niteliktedir.
Amacın menfaat, yöntemin başkasını alt etmekle yükselmek üzerine kurulduğu bir sürecin, hayırlı ve güzel ürünler vermesi tabii ki düşünülemez.


Bu duygu ve düşüncelerle yıllarca İslami kesim genelde siyasetten uzak kaldı. Yakınlaşanlar dahi bir süre sonra “İslami” kimliklerinden uzaklaştı. İslam’dan uzak kalan siyaset haliyle daha da kirlendi; kirlendikçe de daha tiksindirici ve ürkütücü bir hal aldı. Artık değil girenin, göz ucuyla bakanın dahi yanacağı bir hal aldı. Bu hal Kürt dilinde “Siyaset pîse” şeklinde kalıplaştı.


Bir yazarın “İdeali İste, Realiteyi Gör!” deyişi gibi biz de realiteyi gördük; peki ideal nedir? “Edebi edepsizlerden öğren” sözü gereğince olması gereken siyaseti de mevcut siyasetçilere bakarak tarif edebiliriz. Kısaca; ideal olan, tüm bu eleştirdiğimiz ve siyasette tiksinmeye götüren her amaç, yol ve süreçten ayrı bir siyaset yürütmektir.
İdeal siyasette;


Adalet her şeyin üstünde tutulur. Bazı insanlara daha eşit muamelesi yapılmaz. Yoksul en az zengin kadar her haktan faydalandırılır. Hatta geriden geldiği için yoksula ayrı bir öncelik tanınır.
Toplumun değerlerine değer verilir. Topluma uygun bir sistem kurmak hedeflenir. Bunun için her fırsatta vatandaşı yontmak yerine, sistem vatandaşa uygun hale getirilir. Bu anlayışta vatandaş adam edilmeye çalışılmaz, adam yerine konur.
İdeal bir siyasetin oluşmasının en temel kaynağı ise ideal siyasetçilerin olmasıdır. Bunun için de halkı aldatmayacak, halkın malında gözü olmayacak, halkın beklentilerini ötelemeyecek “kaliteli” insanların siyaset kurumuna el atmaları gerekir.


Hedefinde kendisinin değil toplumun refah ve güvenliği olan; başkasının kötülükleri değil kendisinin meziyetleri üzerinde yükselmeye çalışan; fedakârlığı, gelecek kaza bağlamayan bir siyasetçi profili oluştuğu zaman, ideal siyaset de oluşacaktır.
“At sahibine göre kişner.” Siyaset de aynen at gibi hedefe varmak için bir araçtır ve sahibine göre şekil alır. Allah, ideal siyasetçiler tarafından yönetilmeyi; öncelikle de buna layık bir halde yaşamayı nasip etsin.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar