Allah’a Adanmak veya Kurban ile Sınanmak

Bu yılın Kurban Bayramı münasebetiyle siz değerli okuyucu kardeşlerimle hasbihal etmek ve bu konu ile ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmak üzere kaleme aldığım bu makalede Kurbanın anlamı, bireysel ve toplumsal faydaları ile Hz İbrahim ve İsmail vasıtasıyla Müslümanlara verilen mesajın nitelikleri ve önemini anlatmaya gayret edeceğim.

Kurban Arapça kökenli bir kelimedir. Dini terim olarak Allah’a yaklaşmak, yakınlaşmak ve Allah rızasına ermek niyetiyle kesilen, kurban edilen hayvan demektir. Ancak uygulama itibariyle İnsanlığın babası Hz. Adem A.S.ile birlikte başladığını (Habil’in ve Kabil’in Kurban adamaları) dolayısı ile köklü bir geçmişi olduğunu belirtmeliyim. O günden bu güne yeryüzünde çok şeyler değişse de değişmeyen bir ibadet tarzı olarak insanların hayatında önemli bir yer tutmuştur. Kimi başına gelen güzel bir olaydan dolayı, kimileri başındaki bir bela ve musibetten kurtulduğundan dolayı, kimi dileklerinin gerçekleşmesinden dolayı ve kimisi de olası bela ve musibetlere karşı koruyucu özelliğinden dolayı Allah’ a minnettarlığını ifade etmek, şükür ve hamd etmek niyetiyle bu ibadeti yerine getirmektedir. Hiç kuşku yok ki kurban ile ilgili saydığımız tüm bu gerekçeler makul çerçevede değerlendirilebilecek türden gerekçelerdir.

Yukarıda zikredilen gerekçelerin yanı sıra Kurban, bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin önemli bazı sonuçlar ihtiva etmektedir. Birey şükr’ünün ve hamd’ının bir ifadesi olarak kestiği kurban ile Allah’a ve takva çizgisine yaklaşmakta ve Allah’ın rahmet nazarı ile kendisine bakmasına vesile olmaktadır. Ayrıca birey kurban eylemi ile kendisini cimriliğin ve bencilliğin pençesinden kurtararak, cömertlik ve paylaşmak gibi iki güzel vasfa bir veya birkaç adım daha yaklaşmayı başarmaktadır. Öte taraftan Kurban etinin ihtiyaç sahiplerine, komşulara ve dost–ahbaba dağıtılması toplumsal dayanışmayı güçlendirmekte insanlardaki sevgi ve muhabbet duygularını geliştirerek küskünlüklere, kırgınlıklara ve düşmanlığa kapı aralayan hususların önüne set çekmektedir.

Elbette ki kurban ile ilgili olarak daha pek çok husus dile getirilebilir ama kanaatimce bu hususlar arasında belki de en önemlisi Hz. İbrahim (A.S.) ve İsmail (A.S.) ‘in kısaslarında geçen hadisedir. Olay hepinizin malumu olduğu üzere 37 yaşında iken Hz. Sare (Kendisini boşamaması şartı ile bu teklifi kabul etmiştir.) ile evlenen Hz.İbrahim (A.S.)’in 86 yaşına kadar çocuğunun olmayışı ve Allah-u Teala’nın peygamberini bu şekilde imtihan etmeyi dilemesiyle başlar. Evet uzun yılar boyunca evlat hasreti ile yanıp tutuşan bir baba ve yıllar sonra tecelli eden İlahi lütuf yani Hz İsmail’in doğuşu. Herhalde hiçbir insana böylesi bir müjde ve insanı bu derece sevince boğacak bir haber verilmemiştir. Kuran-ı Kerimde geçen kıssayı gözünde şöyle bir canlandırıverince insan, bu olayın büyüklüğü ve mucizevi yönü kendiliğinden ortaya çıkıyor zaten.

Ancak bu kutlu doğum tüm bunların ötesinde büyük bir imtihanın da habercisi idi. Yıllar sonra ve ümitlerin tükendiği bir anda doğan bir çocuk; yılların anne ve babasının yüreklerinde biriktirdiği özlemin etkisiyle- çocuğun üzerine titrercesine kalplerinde oluşan çocuğa bağlanma duygusu ile -alevlenen bir sevgi ve muhabbet tüm bu şartlar bu büyük imtihanın hazırlığı idi adeta. Allah-u Teala peygamberini ve tüm aile fertlerini bir arada imtihan etmek üzere bir final hazırlamıştı sanki. Hz. İsmail koşup yürümeye, sevilecek çağa gelmeye başlayınca Hz. İbrahim’e kendisini derin düşüncelere ve hüzne sevk eden, kederlere gark eden o meşhur rüya kendisine gösterilmişti. Allah’ı aklın ve delillerin ışığında keşfetmiş, bir ömür boyunca Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmeleri için insanlara sürekli olarak akli deliller sunmuş bir peygamber ve ailesi geleceğe dair tüm ümitlerini bağladıkları biricik evlatlarının, ciğerparelerinin kurban edilmesi gerçeği ile yüz yüze kalmışlardı. Hz İbrahim bu rüyanın tekerrür etmesi ile birlikte annesinden habersiz bir şekilde Hz. İsmail’i yanına alarak kurban kesilecek yere geldi. Durumu evladına anlatmaya başladı. Bunun Allah tarafından kendisine verilmiş bir emir ve direktif olduğunu ve mutlaka yerine getirmesi gerektiğini söyledi. O Salih evlat ben Allah’ın emrine teslim oldum, sana emr edileni yap, inşallah beni sabr edenlerden bulacaksın dedi. Bu arada lanetli şeytan bu salih kulların yolları üzerinde durmuş onları bu görevi yerine getirmemeleri için boş yere kürek sallamaktan vazgeçmemiş en sonunda hem baba, hem Anne hem de çocuğun  iman ve dirençleri galip gelmiş ve Allahın laneti kendisinin ve dostları ile ordularının üzerine olası şeytan pes etmişti. Hani bir peygamber olarak değil de insan olarak Hz. İsmail itiraz etseydi veya kabul etmeseydi belki Hz İbrahim’in yüreğinde ki sevgi bir nebze olsun azalacak işi daha kolay olacaktı ama Hz İsmail’in bir peygamberin göstermesi gereken bu teslimiyetçi tavrı göstermesi Hz İbrahim’in bu vazifesini yerine getirmesini psikolojik olarak biraz daha ağırlaştırmıştır diyebiliriz sanırım. Tam da bu noktada kurban İsmail mi? Yoksa İbrahim mi? Ya da eşinin ve çocuğunun içinde bulundukları durumdan bihaber Hacer mi? demekten kendini alamıyor insan. Nihayetinde kurban kesilme şartlarının tümünü yerine getiren Hz İbrahim, oğlunun boynuna bıçağı dayadığı zaman O’na ateşi selamet yurdu kılan ve hiçbir peygamberini yüzüstü bırakmayan Rahman ve Rahim olan Allah Hz. İbrahim’in ve Hz. İsmail’in imdadına kurban edilmek üzere Cebrail (A.S.) vasıtasıyla onlara hediye ettiği bir Koç veya Dağ Tekkesi ile yetişmiştir.

O halde; Tüm ümitlerinizin tükendiği anda gelen yardımın ve tecelli eden ilahi adaletin adıdır KURBAN. Allah’a sadakat ile teslim olmanın adıdır KURBAN. Fedakarlık gerektiren hallerde aklın sınırlarını zorlamanın ve verilecek ödülün adıdır KURBAN. Şeytanla yapılmış büyük bir savaşta Hz. Adem (A.S.)’in ve Habil (A.S.)’in asırlar sonra alınmış intikamlarının adıdır KURBAN. İlahi aşkı ve sevgiyi la uhubbil afilin ile özetlemenin ve fanilere duyulan sevgiyi elinin tersi ile yüreklerimizden söküp atmanın adıdır KURBAN. İmanı ve ameli Allah’a has kılarak yaşamanın adıdır KURBAN. İbrahim(A.S.) ve İsmail(A.S.) tarafından gönüllere hükm etmeye talip şeytanla insanlık adına yapılmış büyük mücadelenin altına atılmış imzanın adıdır KURBAN. Materyalizmin ve Egoizmin İsmail(A.S.)in ayaklarının altında çiğnenmesidir KURBAN. Allah’ın kitabına uymanın ve Resulullah’a itaat ve bağlılığın semeresine dair büyük müjdenin adıdır KURBAN.

Bu vesile ile İslam davasına gönül vermiş tüm kardeşlerimizin Kurban Bayramının mübarek olmasını diliyor Dualarınızın ve Kurbanlarınızın makbul olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

                                                  SELAM VE DUA İLE

Önceki ve Sonraki Yazılar